make in - Türkçe İngilizce Sözlük

make in

"make in" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Öbek Fiiller
make in f. -de yapmak

"make in" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 114 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
make great strides in something f. aşama kaydetmek
make dull in appearance f. görünüşte anlayışsızlaştırmak
make inroads in f. ilerleme kaydetmek
make someone turn in his grave f. mezarında birinin kemiklerini sızlatmak
make french in appearance f. görünüşte fransızlaştırmak
make a breach in f. gedik açmak
make a hole in f. delik açmak
make a dent in f. azaltmak
make a hole in f. delmek
make someone in comfort f. huzur vermek
make a hole in something with a nail f. çivi ile delmek
make one's mark in history f. tarihe damgasını vurmak
make it fit to live in f. yaşanır kılmak
make it suitable to live in f. yaşanır kılmak
make a dent in f. bir işe el atmak
make an error in calculation f. hesap yanlışlığı yapmak
make an error in calculation f. yanlış hesaplamak
make money for oneself in a dishonest way f. dürüst olmayan yollarla para kazanmak
make mistakes in the past f. geçmişinde hatalar yapmak
make mistakes in the past f. geçmişte hatalar yapmak
make a mistake in writing f. yazı hatası yapmak
make great/major strides in f. -de büyük adımlar atmak
make progress in one's career f. meslekte ilerlemek
make more money in a week than you earn in a year f. birinin bir yılda kazandığından fazlasını bir haftada kazanmak
make a difference in one's attitude toward doctors f. doktorlara yönelik düşüncesini/tavrını vs değiştirmek
make a decision in favour of f. lehinde karar vermek
make noise in the class f. derste gürültü yapmak
make noise in the class f. sınıfta gürültü yapmak
make a career in f. bir alanda kariyer yapmak
in psychological make-up zf. psikoljik bünye itibarıyla
Öbek Fiiller
make (some amount of money) in (something) f. (bir şeyden belli bir miktar) para kazanmak
make something in something f. bir işte para yapmak
make something in something f. bir girişimden para kazanmak
make something in something f. bir işten para kazanmak
make (some amount of money) in (something) f. (bir şeyden belli bir miktar) para yapmak
Atasözü
as you make your bed, so you must lie in it kendi düşen ağlamaz
you sleep in the bed you make kendi düşen ağlamaz
Konuşma Dili
make a hole in f. başarıya atılan ilk adımı atmak
make a dent in f. başarıya atılan ilk adımı atmak
Deyim
make someone turn in his grave f. kemiklerini sızlatmak
make a dent in f. işe el atmak
make turn over in his grave f. mezarında ters döndürmek
make turn in his grave f. birinin kemiklerini mezarında sızlatmak
make turn over in his grave f. birinin kemiklerini mezarında sızlatmak
make turn in his grave f. mezarında ters döndürmek
make turn over in his grave f. mezarında ter ter tepindirmek
make turn in his grave f. mezarında ter ter tepindirmek
make a dent in f. gedik açmak
make a hole in f. gedik açmak
make a dent in f. havasını söndürmek
make a hole in f. havasını söndürmek
make somebody putty in one´s hands f. muma çevirmek
make somebody putty in one´s hands f. mum etmek
make somebody putty in one´s hands f. muma döndürmek
make a break in f. mola vermek
make a break in f. (bir şeyi yapmaya) ara vermek
make a hole in something f. (bütçede) delik açmak
make a dent in something f. etki etmek
make a difference in f. fark yaratmak
make more of an effort to fit in somehere f. bir yere uyum sağlamak için daha çok çabalamak
make one's way in the world f. (hayatta) (kendi başına) başarılı olmak/başarmak
make someone turn in his grave f. mezarında ters döndürmek
make rapid strides (in something/in doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı gelişim göstermek
make rapid strides (in something/in doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı başarı kaydetmek
make rapid strides (in something/in doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) çabuk gelişme göstermek
make rapid strides (in something/in doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı aşama kaydetmek
make rapid strides (in something/in doing something) f. (bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı ilerleme kaydetmek
make a hole in the water f. suda intihar etmek
make a hole in the water f. kendini suda boğarak öldürmek
make a hole in the water f. kendini suda boğmak
make all the difference (in the world) f. yeni bir soluk katmak/getirmek
make all the difference (in the world) f. dünyasını değiştirmek
make all the difference (in the world) f. gelişim sağlamak
make all the difference (in the world) f. fark yaratmak
make all the difference (in the world) f. renk getirmek
make all the difference (in the world) f. fark edilebilir bir etki/değişiklik yaratmak
make (one's) way in (something) f. (bir şeyde) kendi yolunu çizmek
make (one's) way in (something) f. (bir alanda) başarı elde etmeye çalışmak
make (one's) way in (something) f. (bir şeyde) kendi çabalarıyla başarılı olmak
make (one's) way in (something) f. (bir şeyde) yol almak
make (one's) way in (something) f. (bir şeyde) yolunu tutmak
make (one) turn over in (one's) grave f. (birinin) kemiklerini sızlatmak
make (one) turn over in (one's) grave f. (birini) mezarında ters döndürmek
make (one's) way in (something) f. (bir alanda) kariyer yapmak
make (one's) way in (something) f. (bir şeyde) başarılı olmak
make (one's) way in (something) f. (bir şeyde) ilerlemek
make (one's) way in (something) f. (mesleğinde) tutunmak
make (one) turn over in (one's) grave f. (birini) mezarında ter ter tepindirmek
make a difference in (someone or something) f. (birinde/bir şeyde) önemli bir değişim yaratmak
make a difference in (someone or something) f. (birinde/bir şeyde) bir fark yaratmak
make a difference in (someone or something) f. (birinde/bir şeyde) pozitif bir etki/değişim yaratmak
make a difference in (someone or something) f. (birini/bir şeyi) etkilemek
make a difference in (someone or something) f. (birinde/bir şeyde) bir değişikliğe neden olmak
make a difference in (someone or something) f. (birinde/bir şeyde) değişiklik yaratmak
make one's bed and lie in it f. ettiğini bulmak
make one's bed and lie in it f. yaptıklarının cezasını çekmek/sonuçlarına katlanmak
make one's bed and lie in it f. ektiğini biçmek
make your way in something f. bir şeyde yol kat etmek
make your way in something f. bir şeyde ilerlemek
make your way in something f. bir işte başarılı olmak/ilerlemek
make your way in something f. bir işte/şeyde bir yere gelmek
make your way in something f. bir şeyde başarılı olmak
make way in the world f. (hayatta) (kendi başına) başarılı olmak/başarmak
(enough to make one) turn over in one's grave expr. birinin mezarında kemiklerini sızlatacak kadar
(enough to make one) turn over in one's grave expr. birini mezarında ters çevirmeye yetecek kadar
Konuşma
come in and make yourself at home expr. içeri gel ve kendini evindeymiş gibi hisset
you should make more of an effort to fit in expr. buraya uyum sağlamak için daha çok çabalamalısın
I make more in a month now than I did in my best year as a teacher expr. öğretmenlikte yılda kazandığım en yüksek kazancın daha fazlasını şimdi bir ayda kazanıyorum
I'll probably make it over there in july expr. temmuz'da oraya gelirim herhalde
put the words in the correct order to make sentences expr. cümleleri kurmak için kelimeleri doğru sıraya koyun
put the words in the correct order to make sentences expr. cümleler kurmak için kelimeleri doğru sıraya koyun
Ticaret/Ekonomi
make transaction in bank f. bankada işlem yapmak
Bilgisayar
make add-in expr. içine-ekle oluştur
make add-in expr. eklenti oluştur